Washington DC gezilecek 12 yer

31/03/2017

Başkentler, entrikalarının haricinde sıkıcıdır aslında ama bu tezin sıkıcı kısmını çürüten bir şehir Washington D.C. Amerika' nın doğu yakasına gezi planı yaparken, eh iyi hadi Washington'a da uğrayalım demiştik aslında. Ha bir de House of Cards dizisi hayranı olan Şirin’ nin itici gücü olmadı değil.

Washington bir müze cenneti, bir de bu cennete girişin ücretsiz olduğunu düşünün, güzel değil mi? Müze gezmeyi seven bir çift olarak, Smithsonian enstitüsüne bağlı 10 müze ile birçok ücretsiz devlet müzesinin olması ve bu müzelerin bir çoğunun yan yana olması kısa zamanda çok müze gezeceğimizi düşündürünce oldukça hoşumuza gitti.

Her ne kadar müzeler birbirine yakın olsa da şehri gezmek için araba yine gerekli. Merkezde otopark olayı biraz problemli ve fiyatlar yüksek. Kapalı otopark fiyatları 12-15 dolardan başlıyor. Eğer cadde üstünde parkmetre bulunan alanlardan boş bir yer yakalarsanız aracınızı maksimum 2 saate kadar bırakabiliyorsunuz. Pazar günleri ise böyle bir kısıt yok, parkmetreler ücretsiz.

 

Biz müzelere çok yakın bir yerde parkmetreli yere park ettik, 2 saatte bir, müzeden çıkıp parkmetreye para atıp tekrar geri döndüm. Tek sıkıntı yan yana müzelerin sonuna doğru otoparktan uzaklaştınızdan gidip gelmek yoruyor :) ama daha ekonomik şekilde çözüm üretmiş oldum. 

 

Pentagon'un bulunduğu şehrin güvenlik konusunda üst düzeyde olması beklenir fakat okuduklarımız genelde aksi yöndeydi. Neyseki biz olumsuz bir duruma şahit olmadık.

 

Washington DC. Genel İzlenimler :

 

Herhangi bir eyaletin sınırları içinde olması o eyalete ayrıcalık sağlar düşüncesiyle özerk bölge olarak Virginia ve Maryland eyaletleri arasında kurulan Washington DC.'nin valisi yok, senatoda da temsil edilmemekte. Hatta 1961 yılına kadar burada yaşayanların Başkan seçimlerinde oy kullanma hakkı da yokmuş. Afro-amerikan nüfus şehirde çoğunlukta. Alan olarak küçük bir yer olduğundan çalışanlar Virginia, Maryland ve Batı Virginia’ ya bağlı yerlerde yaşayıp buraya işe gidip gelmekteler. Bu yüzden günlük araç trafiği yoğunluğunda New York City’ den sonra 2. sırada geliyormuş. Ancak Beyaz Saray, Kongre Binası ve müzeler dev park ve bahçelerin içinde yer alıyor. İnsan burada dolaşırken gözünün gördüğü yere kadar yeşilin tonlarını görüyor, içi ferahlıyor ve muhtemelen ömrü uzuyor.

 

National Mall' un iki blok kuzeyindeki downtown da Hard Rock Cafe' de lezzetli hamburgerler yiyebilir, onun da iki blok kuzeyinde Madame Tussauds' a gidebilir, F street ile 9. street kesişimindeki Smithsonian American Art Museum (SAAM) ziyaret edebilirsiniz.

 

Washington DC. Gezilecek Yerler :

 

1) The White House : Beyaz Saray'ın içini gezmek isteyenler yaklaşık 6 ay önceden başvurmalı, yoksa bizim gibi bahçe duvarlarını çevreleyen parmaklıkların ardından seyretmek durumunda kalır. Yine de bahçeyi, başkanın evini rahatlıkla görüyor ve fotoğraf çekebiliyorsunuz. Evin giriş kapısı ve turistlerin fotoğraf çektiği ön kısım haricinde bahçe duvarına yaklaşabilmek biraz zor. Bölgede bol miktarda polis, polis aracı hatta FBI aracı görebiliyor, gizli servis elemanlarının yanından geçebiliyorsunuz ama bu rahatsız edici bir boyutta değil ya da “kardeş oradan geçme, buraya yaklaşma” diyen, sürekli size bakarak taciz eden kimse yok. Beyaz Saray’ ı görünce yine bir film setinde gibi hissediyor insan kendini, ne kadar çok bu binayı, bahçesini hatta çevresini gösteren film izlemişiz, her yer tanıdık geliyor. Beyaz Saray, öyle büyük şaşalı taş yığını bir yer değil, ülkeleri yönetmek için büyük ve dev binaların gerekmediğini, önemli olanın içinde çalışanların olduğunu gösteriyor.

 Hikayesine gelecek olursak; ilk başkanlık konutu Manhattan’ da Samuel Osgood House, ikinci başkanlık konutu yine Manhattan’ da başka bir bina olan Alexander Macomb House olmuş. Sonrasında üçüncü başkanlık binası 10 yıllık bir dönem için President’s House adıyla Pennsylvania Philadelphia’ ya taşınmış. 1792 yılında yapımına başlanan White House, 1800 yılında, John Adams’ ın başkanlığından itibaren Amerikan başkanlarının ikametgahı ve resmi çalışma ofisi haline gelmiş. 1800 yılında rapor edilen maliyeti 232.372 usd (bugünkü değeri 3.300.000 usd) ile gayet makul bir maliyet olmuş. Binanın yapıldığı dönemki ismi President’s House iken “White House” ismi ilk olarak 1811 yılında kullanılarak kayıtlara geçmiş. O gün bu gündür bildiğimiz başkanlık konutu aynı yer, aynı isimle devam ediyor. Bugün 20 usd’ lik banknotun arka yüzünde Beyaz Saray’ ın resmi mevcut.

 

2) Washington Monument : National Mall alanında, tam Beyaz Saray' ın karşısına denk gelen yine dev bir parkın içinde, ülkenin kurucusu George Washington anısına yaptırılmış 169 metre ile dünyanın en yüksek dikilitaşı. 

3) National Gallery of Art : National Mall diye adlandırılan bölgede 3. ve 9. cadde arasında Constitution Bulvarı’ nda geniş bir alana yayılmış, atmosferi etkileyici sanat müzesi. 1937 yılında Amerikan Kongresi kararıyla kurulan müze haftanın tüm günleri açık ve ücretsiz olarak gezilebiliyor. West building (1941) East Building (1978) olmak üzere iki kısımdan oluşuyor ve yer altından birbirine bağlanıyor.

5 koleksiyoncunun 400 adet bağışıyla oluşmaya başlayan baskı koleksiyonu, bugün 75.000 civarında. Önemli ölçüde bağışlanan eserlerin yer aldığı müzede tablolar, çizimler, baskı ve fotoğraflar, heykeller, madalyonlar vb sanat eserleri mevcut. Bazı bilinen eserler; Amerika’ daki tek Leonardo Da Vinci eseri “Ginevra de' Benci”, El Greco eseri “Saint Martin and the Beggar”, Rembrandt, Vermeer, Goya, Degas, Rodin, Van Gogh, Matisse, Gaugain gibi avrupalı ustaların yanında Thomas Cole gibi amerikalı sanatçılara ait de geniş bir koleksiyonu var. Gerard Van Honthorst’ un başyapıtı “The Concert” 2013 yılında müze tarafından satın alınıp 218 yıldır ilk kez sergilenmeye başlanmış. Free wi-fi’ ın olduğu müzede, buçuklu saatlerde ücretsiz rehberli tur da oluyor. Dünyanın en çok ziyaret edilen 8., Amerika’ da da Natural History Museum’ un arkasından 2. en çok ziyaret edilen müze. Gidilesi müze...

 

 

4) Natural History Museum : National Gallery ile komşu olan müze. New York' taki American Museum of Natural History’ e gitme şansınız olduysa ancak zaman tasarrufu için pas geçebilirsiniz fakat bu müzede 'Lütfen Dokunun' teması çok hoş. Müzelerde cıss dokunmayının aksine ziyaretçi ile bütünleşmeyi seçmiş bir müze. Ayrıca çocuklar ve yetişkinler için hayvanlar ve doğa hakkında 3D gösterimlerin olduğu salonlar ve minik deneyler yapabileceğiniz bir de salonu var. Bizce müthiş, müzeden çok hoşlanmayan çocuklu aileler için ise notumuz; en azından çocuklar görmeli, onların hatrına girin.

Smithsonian Enstitüsü tarafından 1910 yılında açılan müze, yılın 364 günü açık. Yıllık 7,5 milyon ziyaretçi ile dünyanın 3. en çok ziyaret edilen müzesi, dünyanın en çok ziyaret edilen doğal tarih müzesi ve Amerika’ nın en çok ziyaret edilen müzesi ünvanlarını elinde tutuyor. Hem koleksiyonların sergilendiği hem de araştırmaların yapıldığı binada çalışan sayısı yaklaşık 1.000 kişi iken bunlardan 185 tanesi doğal tarih bilimcisi imiş. Müthiş sayılar değil mi?

5) The United States Botanic Garden (USBG) : Kongre Binasının yanı başında, Garfield Circle’ a bakan yılın her günü açık olan Amerika’ nın en eski botanik bahçesi. Kakao ağaçlarını ve meyveleri ile tür tür orkide görmeyi arzularsanız gidin derim. Yarım saatte kafanız dağılır ve çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

6) United States Capitol : National Mall bölgesinin doğusunda kalan, dev bir yeşil parkın içinde yer alan, 1800 yılında yapılmış, Ulusal Tarihi Binalar listesinde tescillenmiş, şehrin sembollerinden olan Kongre Binası’ nı biz dışarıdan gördük. O dönemde kubbesi de restore ediliyordu, 2017 başında restorasyon tamamlanmış. Gezmek isterseniz önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

7) Georgetown University : 1789 yılında Georgetown College olarak kurulan özel araştırma üniversitesi, ismini muhtemelen kurulduğu bölgeden almış. 2016-2017 yılı için lisans ücreti 50.000$, bu ücrete ilave olarak kampüste konaklama ve yemek maliyeti 15.000$ ödemeniz gerekiyor. 18.000 öğrencisi olan üniversite, Potomac nehrine cepheli ve Washington' nın en nezih semtlerinden birinde. Semtte sosyalleşebileceğiniz bir çok restoran, bar ve kafe var. Öğrencilerin yaklaşık 15%' i 130 ülkeden gelen yabancı öğrencilerden oluşuyor. Eski Amerikan Başkanı Bill Clinton, aktör Bradley Cooper, meşhur NBA oyuncusu Patric Ewing, İspanya kralı 6. Felipe, üniversitenin mezunları arasında. 

 

-         2017 yılı Best College US News Rankings sıralamasında ulusal üniversiteler arasında 20. olmuş.

-         2017 yılı The World University Rankings de Amerika' da 29, dünyada 104. sırayı almış.

-         Forbes 2016 seçimlerine göre de Amerika' nın uluslararası öğrenciler için en iyi 7. üniversitesi seçilmiş. 

 

8) Georgetown semti : Washington DC' nin en sevimli, en renkli ve yürüyerek dolaşabileceğiniz semti diyebiliriz. Potomac nehri kıyısında, akşam üstleri veya hafta sonu ana caddesinde trafiğin, Nişantaşı Teşvikiye caddesi gibi tıkandığı, iki, en fazla üç katlı tarihi binalardan oluşan, ara sokaklarında çok güzel evlerin olduğu, restoran, pub ve şık butiklerle dolu, Georgetown Üniversitesi' nin de etkisiyle oldukça hareketli yer. Hafta sonu, bir cupcake dükkanının kapısının önünde 20-30 metre kuyruk görmek isterseniz M Street 3301 numaradaki Georgetown Cupcake' i ziyaret edebilirsiniz. 

 

9) Dumbarton Oaks Müzesi : Robert Woods Bliss ve eşi tarafından kurulan Dumbarton Oaks araştırma kütüphanesi ve müzesi 1940 yılında Harvard Üniversitesi' ne verilmiş. İspanyol sömürgesi öncesi eserlerin, Bizans eserlerinin sergilendiği müzeye Maya'lara ilgi duyanlar da mutlaka uğrasın. Pazartesileri kapalı olan müze, diğer günlerde 11:30 - 17:30 arasında açık ve giriş ücretsiz. Bahçelerini ziyaret ise 14:00-18:00 arası yapılabiliyor ve giriş ücreti 10$. 

Adres: 32. Street NW 1703 numarada. Önüne araç park edebiliyorsunuz. Georgetown'a giderseniz listeye eklemelisiniz.

10) Dupont Circle : 9 caddenin kesiştiği bir kavşak aslında. Massachusetts caddesinde süper güzel binalar var, zaten Türk konsolosluğu dahil bütün konsolosluklar sağlı sollu bu cadde üzerinde diyebiliriz. Connecticut Caddesi de aynı şıklıkta evlerin, restoranların ve pubların olduğu bir cadde. Bu caddeden güneye doğru indiğinizde Beyaz Saray' ın iki blok kuzeyine geliyorsunuz, başta dediğim gibi aslında şehir küçük.

 

11) National Zoological Park : National Zoo olarak da bilinen Amerika' nın en eski hayvanat bahçesi. Smithsonian Enstitüsünün bir parçası olup 1889 yılında kurulmuş. Dupont Circle' dan Connecticut caddesinde kuzeye giderseniz önüne gelirsiniz, ancak otopark yok, caddenin üzerinde yer bulabilirseniz ne ala, biz epey bir tur atmıştık yer bulabilmek için. Her gün 8:00-18:00 arası açık olan parka giriş ücretsiz. 300 değişik türden 1800-2000 hayvan mevcut. Dev Panda, bizon, fil, çıta, aslan, goril, timsah, yılan ve daha birçok popüler hayvanı ziyaret ederek görebilirsiniz. Adres: 3001 Connecticut Avenue NW, Rock Creek Park

12) Alexandria Downtown, Virginia : Washington DC otelleri bizim gideceğimiz dönemde epey yüksek fiyatlıydı. Biz de 11 km uzaklıktaki Virginia Eyaletinin Alexandria şehrindeki Hampton Inn Alexandria, Pentagon South' ta kalmıştık. 160.000 nüfuslu şehir Potomac nehri kıyısında yer alıyor. Alexandria' nın tarihi merkezine uğramanızı tavsiye ederiz. Aynen Georgetown gibi eski binalarda cafe, restoran, butik, antikacılar ve tiyatroların olduğu birkaç caddeden oluşan otantik, keyifle zaman geçireceğiniz bir bölge. 

Tags:

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Avrupa'nın En Güzeli: PARİS

Japonya'dan akılda kalan 10

Japonya'ya taşınalım mı?

Japonya'ya giriş

Mexico City: Taco, tequila ve tarih şehri

1/1
Please reload

Bunlar da ilginizi çekebilir:
Broklyn Köprüsü
Gece Şehir Trafik
Çöl yolu
Rio de Janeiro at Night
Gün batımı kanat
  • Black Facebook Icon
  • Black Google+ Icon
  • Black Instagram Icon